Ne midir? Akbank’ın, bir sanatçı girişimi olan LiST adlı yayını satın alıp üzerine oturması sonucu ortaya çıkan şeydir. LiST‘in iki senedir çıkıyor olmasına rağmen bakın ne diyor Akbank Sanat:
”Akbank Sanat; Akbank Çağdaş Sanat Haritası ile İstanbul’un çağdaş ve güncel sergilerinin yer aldığı tüm sanat kurumlarının, müzelerinin ve galerilerinin sergi takviminin basılması ve internetten yayınlanması projesini hayata geçirerek bir ilki gerçekleştirdi.”
…
Devam edelim; Akbank’ın bu listenin kapağına koyduğu eşek kadar Akbank logosu adeta ”Sanat bizim işimiz.” kıvamında bir söylem taşıyor. Ve bu logo benim aklıma ”Bir bankanın sanatla işi nedir?”, ”Orada döndürdüğü ve vergilerden muaf olarak işlediği paranın ne kadarını sanatçı için harcar?” gibi soruları getiriyor. (Bankaların ve büyük organizasyon şirketlerinin düzenlediği sanat etkinlikleri kapsamında sanatçılara düşen hiç miktardaki ödenekler ilginizi çeker mi?)
Cevabı bilmediğimden değil, kısaca şunu söylemeye çalışıyorum; Açgözlü olmayı bir an için bırakın. Önünüze geleni silip süpürmek yerine, doğmaya çalışan güzelliklere destek verin. Verin ki; en azından insan eti yediğinde gücünün kendisine transfer olacağına inanan yamyamdan bir farkınız varmış gibi görünün. Aksi halde dünyayı yeseniz doymazsınız zaten.
Kişisel girişimleri kurumlar satın aldığında, bireysel ilişkiler ortadan kalkar ve orada hızla otomatize bir yapı oluşmaya başlar. Doğrudan ilişkilerin getirdiği tesadüfi gelişmeler, yerini -periyodik olarak tekrar eden- bir kısır döngüye bırakır.
Şu da işin ayrı bir boyutu : kurumlarda herşey, herkes temsilidir demek mümkün. Herhangi bir mevzu için muhatap olduğunuz kişi, o işi para karşılığı yapmakta olan bir temsilcidir sadece. Bu temsilci size yardımcı olabilir, fakat gerçekten ters giden birşey olduğunda sonu gelmeyen bir aktarım zincirine maruz kalırsınız. Çünkü konuyla ilgili tüm ayrıntıları haiz olan biri aslında yoktur. Bilgi ve tecrübe birbirinden haberi olmayan çok sayıda temsilciye dağıtılmıştır.
Bu bağlamda Akbank Sanat Haritası’nın, bir sanatçı grubu olan Atıl Kunst‘tan, olmayan mekanlarındaki etkinliklerin listesini istemesine şaşırmamak lazım.
Ha bir de şu olay var, Milk‘ten Can Başyiğit anlattı. Ben de masal gibi özetleyeyim.
Birgün Akbank Sanat Haritası‘nı koymaları için galerilere PVCden mamul bir kırtasiye kutusu verilir. Galeri Milk‘teki sayılar tükenince, boş durmasın diye bu kabın içine LiST‘in eski sayılarını koyarlar. Çok geçmeden Akbank Sanat Haritası adına Milk‘i kontrole gelen (Hahaha) hanımefendi alelacele plastik kabı boşaltıp tozunu alır, bir yandan da şöyle laflar eder; ”Bakın dikkat edin, bizden birileri her an gelebilir. Bunu böyle görmesinler.” Outlet‘e de uğramış bu Akbank Sanat Haritası kontrolörleri. Kurumunu canı gibi seven bu müfettişlere ayrıca alkış isteriz.
Neyse, bilginin ve tecrübenin temsilcilere dağılmasından, belli bir süreden sonra bütüne hakim bir insanın kalmayışından kaynaklanan sorunlardan bahsediyordum. Bu durumun karışıklık yaratmaması için kurumlar, kayıt sistemiyle çalışırlar. Geliri, gideri, gireni, çıkanı, geleni ve gideni kayıt altına alırlar. Kaydınız yok mu? Siz de yoksunuz. Kaydolmak istemiyorsanız ya da kaydolmak için lazım gelen prosedüre gücünüz yetmiyorsa, onların nezdinde varolamazsınız. Kurum, kurum olmayanı kurumlaşmaya zorlar.
Bunca eleştiriyi salt kurumlar için getirmek komik tabi, halihazırdaki dünya böyle işliyorsa iş yapmanın başka bir yöntemi kalmadıysa kurumlar ne yapsın? Gerçek şeytanın asla tespit edilemediği, herkesin bu şeytanlığı paylaştığı bu güzel sistemin adı nedir acaba?
Eski PiST /// LiST için : http://www.istanbulartlist.net




