Erkin Gören

  • Olaylar
  • Resim
  • İllüstrasyon
  • Çizgi
  • Müzik
  • Yazı
  • Atölye

Söyleşi : Hande Oynar (2011) Art Unlimited :=)

H : Mtaär, bir İskandinav dilinden alınmış bir kelime mi?
E : Hayır. Mtaär, Mülayim Taarruz’un kısalmış hali.

H : Mülayim Taarruz’dan Mtaär’a geliş öykünüzü öğrenebilir miyiz?
E : Hikaye uzun ama şöyle özetleyelim; Mülayim Taarruz, aslında 2003′de o zamanın Galeri X isimli mekanında gerçekleştirdiğimiz kalabalık bir serginin adıydı. Sonra bu ekip bir süre de internette faal bir şekilde var oldu. Birkaç yıl içerisinde Mülayim Taarruz ismi Mtaär’a doğru evrildi. Bir sergi alanı olarak Mtaär, bizim içerik ve işleyiş yönünden nasıl birşeyi hayal ettiğimize dair bir nottur.

H : Sergi kurmak oldukça zahmetli bir iş. Flyer’lar bastırıyor, reklamını yapıyorsunuz. Tüm bunlar nasıl finanse ediliyor?
E : İkimiz de freelance işler yapıyoruz; Sevil fotoğrafla ilgileniyor, ben illüstrasyon ve tasarım işleri yapıyorum. Ayrıca atölyede verdiğimiz derslerden de para kazanıyoruz. Gönüllü arkadaşlarımız var bize yardım eden, gün içinde biz olmadığımız zaman Mtaär’da onlar duruyor.

H : Burada gösterdiğiniz sanatçıları nasıl seçiyorsunuz?
E : Mtaär.org üzerinden proje başvurularını kabul ediyoruz. Mekanın planı ve fotoğrafları var. Nasıl bir proje istediklerine dair bilgileri bize sunuyorlar, biz de değerlendiriyoruz. Bazen de beğendiğimiz insanları mekana davet ediyoruz veya kendi projelerimiz oluyor.

H : Mtaär ne zamandan beri faaliyet gösteriyor?
E : 2008 Mayıs’ta kolektif bir sergiyle ilk açılışımızı yaptık. ‘Yerel İllüstratörler 01’ sergisi. Sonra üç mekana yayılan ‘Horaley’ sergisini düzenledik; 39 genç sanatçının katıldığı bu sergideki işler Alan, GAF ve burada Mtaär’da gösterildi. Şu an devam eden Atıl Kunst : Gündem Egzersizleri sergisi Mtaär’ın düzenlediği sekizinci sergi oluyor. Yıllık bir sergi çizelgesi yapmıyoruz. Bir-iki aylık dönemlerde sergileri belirliyoruz, daha spontane oluşması hoşumuza gidiyor.

H : Mtaär’la temel olarak amaçladığınız şey nedir?
E : Sanatçı olarak kalabilmek.

H : Sanat dünyasındaki en büyük eksiklik nedir size göre?
E : Burası kar amacı gütmeyen bir yer. Burada bile sanatçının kimi zaman ‘Kazıklanır mıyım?’ korkusuyla bize geldiğini farkediyoruz. Özellikle yapıtlarını vitrin ürünleri olarak görmeye alışmamış genç sanatçılar, bu durumla nasıl başedeceklerini, hangi tavrın doğru olduğunu kestiremiyorlar. İş ticarete dökülünce, belki başka oluru yokmuş gibi görünebilir. Ama yine de işler bize gösterilen örneklerdeki kadar yoz bir biçimde yürümek zorunda değil.

H : Fakat burayı açarak yalnızca sanatçı olarak hayatta kalmıyorsunuz, kendiniz gibi sanatçılara da yaşam alanı veriyorsunuz.
E : Ama kendim için de daha yaşanabilir bir çevre yaratmaya çalışıyorum. Karşılıklı bir durum aslında, iki açıdan da doğru.

H : Sergilediğiniz işleri genelde kimler alıyor?
E : Satışla ilgili sorumluluğu doğrudan sanatçıya yönlendirdiğimiz için bu konuda fazla bir şey söylemek güç. Ama gördüğümüz kadarıyla genelde sanatçıyı önceden de takip eden izleyiciler eserleri satın alıyorlar.

H : Moda’da olmaktan memnun musunuz?
E : Komşular çok destek veriyor. Esnafla da anlaşıyoruz, açılışlara geliyorlar. Kapıdan girmeye korkan, ‘Ücretli mi?’ diye soran insan çok oluyor. Bu korkuları kırmak için konuşmak, iletişim kurmak lazım.

H : Sizi son dönemde neler heyecanlandırıyor?
Sevil Tunaboylu : Beni en son Güçlü Öztekin’in sergisi çok heyecanlandırdı, çok beğendim.
Erkin Gören :  Güçlü’nün sergisini ben de hayranlıkla izledim. Önümüzdeki yıl çok yoğun geçeceğe benziyor, bu da ayrı bir heyecan kaynağı benim için.