Erkin Gören

  • Olaylar
  • Resim
  • İllüstrasyon
  • Çizgi
  • Müzik
  • Yazı
  • Atölye

Sanatçının sorunları bitmek bilmiyordu.

Şikayet ve isyan içerikli yazılar yazmaya yeminli olduğum için, çok zırlamamaya çalışarak konuyu anlatmaya çalışacağım. Belki herkes bilmiyordur; bir ressam ünlü olmak için resim yapmaz. Bir müzisyenin de ilk amacı şöhret şarabı içmek değildir. Sanatın herhangi bir dalıyla ilgili olarak, öznel çalışmalar üreten insanların, bu faaliyetin ardındaki amaçları -çok net olarak söylüyorum- meşhur olmak değildir.

Bu laflarımın karşısına sizden önce ben, hemen şu soruyu koymak istiyorum.

  • Üretirken, sanatının çevre nezdinde sansasyonellik, eşsizlik ve kabul edilirlik katsayılarını düşünen,
  • İnternet ve sosyal ağlar üzerinden projelerini, etkinliklerini duyurmak için çırpınan,
  • Açılışlarda bulunup, bilimum çevresi mevcut malûm kişilerle iyi geçinmeye çalışan,
  • Burs, yarışma gibi kamuya açık hibelerin, karma sergilerin peşinden koşturan bir sanatçı,

bilinirliğini arttırmaya çalışıyor denemez mi?

Denir.

Ama size de garip gelmedi mi, yani bu yukarıdaki profil bir sanatçıdan çok profesyonel bir PR çalışanı gibi duyulmuyor mu? Peki neden bir sanatçı, kendi alanında keyfince üretmek, diğer sanatçılarla ortak çalışmalar yapmak, ufkunu genişletmeye uğraşmak yerine bu tip şeylerle vakit harcar?

Sanatçı dediğimiz, bir PR elemanına dönüştüyse, o -sayısız sürecin bir araya gelerek ortaya çıkardığı- öznel ifade biçimlerini kim yaratacak?

Şimdi miyavlarım. Şimdi ağlarım. Kıyamam.

Sanatçının böyle düdük bir forma gelebilmiş olmasının sebebi kendi isteği değildir. Zaten kimse kendi isteğiyle, istemediği işi yapmaz. Ama malesef günümüzde herkes bu şekilde yaşıyor. Sanatçı da nasibini alıyor haliyle. Örnek olarak yolda yürüyen bir ressamı ele alalım. Hayat yolunda yürüyen. Kendimi tutamıyorum, görseller eşliğinde anlatmam lazım. Yazının kalan kısmını grafik anlatıma bırakıyorum ve unutma; Seni hala seviyorum.

Not: Üstüne sevgili Onur Uyar’dan geliyor => Paul Mccharty // Painter